Otuz koca günü geride bıraktık.
Nefsimizle, sabrımızla ve en önemlisi alışkanlıklarımızla büyük bir sınava girdik.
Şimdi o imtihanın mükâfatı olan bayram arefesindeyiz.
Ama asıl soru şu:
Bu bayram sadece takvimde mi değişti, yoksa senin hayatında da bir şeyler gerçekten değişti mi?
Şu an birçoğunuzun kulağına o sinsi ses fısıldıyor:
"Tamam işte, bitti."
"Bir aydır elini sürmedin, kendini ispatladın."
"Bayramın şerefine bir taneden bir şey olmaz. Yak bir tane!"
Eğer o çakmağı çakarsan
sadece bir sigara yakmayacaksın.
Otuz günlük emeğini, o temiz nefesini ve kendi iradene olan güvenini de ateşe vereceksin.
Modern dünya bizi yalnızlaştırdı.
Mahallemizden kopardı.
İçimizde koca bir boşluk açtı.
Sonra da o boşluğu paketlerle, şişelerle, ekranlarla doldurabileceğimizi inandırdı.
Bu büyük bir yalan.
"GERÇEK" BAYRAMIN TARİFİ
Bizim için bayram, sadece şeker ikram etmek ya da yeni kıyafetler giymek değildir.
Bayramın gerçek manasını yeniden tanımlayalım:
Gerçek bayram;
bir paketin, bir ekranın ya da bir şişenin esiri olmadığın gündür.
Gerçek bayram;
tertemiz bir nefesle, o zehir kokusuna bulanmadan evladına doyasıya sarılabildiğin gündür.
Gerçek bayram;
aynaya baktığında o sinsi düzene karşı
"Ben bu zinciri kırdım" diyebilmenin onurudur.
O ÇAKMAĞI CEBİNE KOY!
Eskiden insan yalnız değildi.
Komşusu vardı, mahalle ruhu vardı, değerleri vardı.
Bunlar bağımlılığa karşı bizim en büyük zırhımızdı.
Şimdi o zırhı yeniden kuşanma vakti.
O çakmağı cebine koy.
O paketi de hiç açmadan en yakın çöpe fırlat.
Çünkü sen, o beş dakikalık sahte keyiften, o dumanlı hayallerden çok daha değerlisin.
İçindeki o medeniyetin açtığı boşluğu dumanla değil
bir dostun selamıyla,
bir çocuğun gülüşüyle,
"Ben buradayım" diyen bir kardeşin varlığıyla doldur.
BİR KARAR VER
Bu bayram bir milat olsun.
Bağımlılığın karanlığından, sağlıklı bir hayatın aydınlığına giden o ilk adımı bugün at.
Otuz gün boyunca başardın.
Demek ki onsuz da yaşanabiliyormuş.
Şimdi o "bağımsızlık" ilanını kalıcı hale getir.
Kazanacak olanlar, kendi iradesini bir şirketin kâr hırsından üstün tutanlardır.
Kazanacak olanlar, sinsi fısıltılara değil, yüreğinin sesine kulak verenlerdir.
Bayramın gerçekten bayram olsun.
Arınmış, özgür ve onurlu bir nefesle yeniden doğarak.
Ömer KARATAŞ
Kocaeli Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı




