Abartmada da sulandırmada da gerçekten üstümüze yok. Bir şeyi doğru düzgün yapıp, tadında bırakmayı bir türlü beceremiyoruz. Ne zaman doğal bir şey kendiliğinden büyüse, hemen suistimal etmeyi, onu bir argümana dönüştürmeyi başarıyoruz. Abartılı işlere imza atmakta adeta ustayız.
Yaklaşık bir aydır Kâbe’de hacılar “Hu” der, “Allah” diyerek oluşturduğu o ritim… Celal Karatüre ve arkadaşlarının sosyal medyada paylaştığı görüntüler yüzbinlerce kez izlendi ve bir anda Türkiye gündemine oturdu. Bu kadar izlenmesinin asıl nedeni ise çok açık: Kendine has üslubu, mikrofon kullanmadan, çıplak sesle duyguyu karşıya geçirebilmesi ve açık konuşalım, “sanatçıyım” diyen pek çok kişiden daha etkileyici bir sese sahip olması.
Ritim hoşumuza gitti mi? Evet, gitti. Benim de ara ara istemsiz mırıldandığım oldu. Ama kalkıp arabada son ses açıp çevreyi rahatsız etmedim. Kimsenin de böyle bir şeye ihtiyacı yok. Zaten isteyen istediği yerde açıp dinleyebiliyor.
Fakat biz ne yaptık? Okullarda yüksek sesle müzik yayını, eline ses sistemi alanın toplumun ortasında gösteriye kalkışması… Bir şeyin tadını adam gibi yaşamayı neden beceremiyoruz? Neden her güzel şeyi dozunda bırakmak yerine abartıp sulandırıyoruz?
Daha da ötesi, koskoca devlet erkânları çıkıp bunun üzerinden siyasi mesajlar vermeye başladı. Konu bir anda ülkenin birlik ve beraberliğine kadar getirildi. Oysa gerçeği kabul edelim: Bu ülkede yaşam tarzı farklılıkları var. İdeolojik farklılıklar var. Bu tür işleri sevmeyen, hazmetmeyen insanlar da olacak ve olmaya devam edecek. Bu gayet doğal.
Kimse kimseye inancını dayatamaz.
Allah aşkına soruyorum: İslam’ın hangi emrinde, Peygamber Efendimizin hangi hadisinde “Ben böyle inanıyorum, siz de böyle inanmak zorundasınız” kaidesi var? Tepki gösterenleri gözaltına alınca İslam’ı mı kurtarmış oldunuz? Bu yapılanlar İslam’ın hoşgörüsüne ne kadar uydu?
Etrafımız deistlerle, ateistlerle doldu diye yakınanlar, bu yöntemlerle mi gönül kazanmayı hedefliyor? Gerçekten doğru bir iş yaptığınızı mı düşünüyorsunuz? Siz sahip çıktınız diye Gazze’de zulüm mü bitti? Binlerce genç koşarak “Bu ilahi bize ilham oldu” deyip tövbe mi etti?
Gerçeklerle yüzleşelim. Bir şeyi olduğu gibi bırakmayı beceremiyoruz. Onu da sulandırıyoruz.
Bırakın ilahi söyleyen söylesin. Kim ne dinlemek istiyorsa dinlesin. İnanç, gösteri alanı değildir. Kamusal alanı siyasi şov sahasına çevirmeyin. Kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı artık bırakın.
Her şeyi büyütmek, her şeyi siyasallaştırmak zorunda değiliz.
Bazen sadece susup, tadında bırakmak da bir erdemdir.