ZOR OLAN ADİL OLMAKTIR

Abone Ol

Onlarca yıldır ülkemizin, siyasal yönetim şekli ve politikalarında etkin olan kurum ve kuruluşların, darbeler dönemi başta olmak üzere çoğunlukla görevini aşan söylemlerle, eylemlerle, şartları zorlamaları ve hukukla oynamaları, yaşatılan bu hatalı tutumlarına karşı da herhangi bir yaptırım ol(a)mamasının ceremesini, bugün farklı bir süreçte yaşıyoruz…

Yıllardır “olmayan yetki kullanımı” hakkında pek de bir şey yapmayanlar, bugün benzer uygulamalarla sadece kendileri ve ideolojilerine değil, şimdiki ve gelecekteki tüm toplumun hayatına sirayet eden, belki de toplumsal bir travmaya neden olmuşlardır.

Yaşadığımız sürece hep bir koşuşturma, mücadele, öğrenme, öğretilme ile birlikte nefes alıp veriyoruz.

Çoğun zaman ne istediğimizi, nereye gittiğimizi, neler hayal ettiğimizi bile farkına varamadan, saatler, günler, haftalar, aylar ve yıllar geçip gidiyor.

Bazen öyle bir hengamenin içinde oluyoruz ki, gerçek hedeflediğimiz, mücadele verdiğimiz değerleri bile şaşırdığımız oluyor.

Ne istiyorduk! Ne bulduk dediğimiz birçok olaylarla da karşılaşıyoruz.

Anladığımız, umduğumuz ve hissettiğimiz demokrasi ve özgürlükler ile karşı karşıya kaldıklarımız arasında bazı konularda dağlar kadar fark var…

Mağdurlar yaratmada, haksızlıklar üretmede üstümüze yok!

Bu memnuniyetsizliğin kişiler ve isimlerle değil, sistemle ilgili bir durum olduğunu maalesef ki anlamayan, anlamak istemeyenler de hiç azımsanacak sayıda değil.

Ülkemiz, demokratik (!) devlet özellikleriyle, geçmişten bugüne hala tam olgunluğa da erişemedi.

Elbette ki bunun nedenleri sayılmaya kalkılsa, sayanların taraf ve ideolojilerine göre nedenlerinde bile farklılıklar olduğunu görebiliriz.

Yani bol miktarda gerekçeler üretilebilir…

Çoğumuz yönümüzün değiştiğini fark etmediği gibi, neden değiştiğini hiç aklına bile getirmiyor.

Kimileri, kimilerinin döndüğünü, kaçtığını, fikirlerini değiştirdiğini söylüyor.

Halbuki, kim kimden, neden ve nereden döndü, karışık mevzular…

Başlangıçta kendimize belirlediğimiz doğruları, belli bir süre sonra başkalarının etkileriyle de olsa yanlış kararlarımız ve keşkelerimiz arasına hapsediyoruz.

Herkes için istediğimiz hak, hukuk, adalet kavramlarını, belirli belirsiz etkenlerle birlikte sadece kendimize veya kendimizden gördüklerimiz için ister oluyoruz.

Diğer bir başkaları da bizlere hak gördüklerini(!) adalet olarak yutturma çalışmalarını sürdürüyor.

Yani eski tas, eski hamam…

Eski mağdurlar, bir bakmışsın mağrur olmuş!

***

Kıssadan hisse;

Adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten doğabilir. Emile Zola

Adaletin olmadığı yerde ahlaktan bahsedilemez. Montaıgne

İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır. Vıctor Hogo

Zayıf, daima adalet ve eşitlik ister. Halbuki bunlar kuvvetlinin umurunda bile değildir. Aristoteles

Nisa Suresi 58. Ayet; “Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.”