CHP Kocaeli Milletvekili Mühip Kanko, e-Devlet, MHRS, bankacılık sistemleri ve UYAP’ı birebir taklit eden sahte uygulama ve internet siteleri üzerinden gerçekleştirilen dijital dolandırıcılıklara karşı alarm verdi. Kanko, vatandaşın devlete duyduğu güvenin organize suç şebekeleri tarafından sistematik biçimde istismar edildiğini belirterek, konunun artık bir kamu güvenliği ve ulusal güvenlik meselesi hâline geldiğini vurguladı.

BU ARTIK BİREYSEL SUÇ DEĞİL, ORGANİZE TEHDİT

Kanko, dolandırıcılık şebekelerinin son derece organize, hızlı ve teknolojik yöntemlerle hareket ettiğini, buna karşın devlet refleksinin yavaş ve dağınık kaldığını ifade etti.
“Bu vakalar münferit dolandırıcılık olayları değil; doğrudan devlet otoritesini hedef alan organize bir güvenlik sorunudur” diyen Kanko, kamuya ait dijital sistemlerin taklit edilmesinin devletin kurumsal itibarını da zedelediğini söyledi.

SAHTE E-DEVLET, SAHTE MHRS, SAHTE UYAP TUZAĞI

Dolandırıcıların e-Devlet Kapısı, MHRS randevu sistemi, bankaların mobil uygulamaları ve UYAP üzerinden yürütülen dava ve icra süreçlerini birebir taklit eden platformlar oluşturduğunu belirten Kanko, vatandaşların
“randevu alma”,
“hakkınızda dava açıldı”,
“icra dosyanız var”,
“dosyanızda işlem bulunmaktadır”
gibi mesajlarla paniğe sürüklendiğini dile getirdi.

Bu yöntemlerle kimlik bilgileri, banka hesapları ve kredi kartı verilerinin ele geçirildiğini ifade eden Kanko, özellikle emekliler, yaşlı yurttaşlar ve dijital okuryazarlığı düşük kesimlerin hedef alındığını söyledi.

RAKAMLAR ALARM VERİYOR

Emniyet ve yargı birimlerine yansıyan verilerin tehlikenin boyutunu açıkça ortaya koyduğunu belirten Kanko, bilişim yoluyla dolandırıcılık olaylarının son yıllarda geometrik biçimde arttığını kaydetti:

2019: 70 bin olay

2020: 85 bin olay

2021: 120 bin olay

MOTORİNE DEV ZAM YOLDA! KOCAELİ'DE MOTORİN VE BENZİN NE KADAR? 23 ŞUBAT 2026 AKARYAKIT FİYATLARI
MOTORİNE DEV ZAM YOLDA! KOCAELİ'DE MOTORİN VE BENZİN NE KADAR? 23 ŞUBAT 2026 AKARYAKIT FİYATLARI
İçeriği Görüntüle

2022: 155 bin olay

2023: 190 bin olay

2024: 220 binin üzerinde olay

2025: e-Devlet ve MHRS taklitli dolandırıcılıklarda rekor artış

Kanko, bu rakamların yalnızca resmi kayıtlara yansıyan dosyaları kapsadığını, şikâyet etmeyen mağdurlar da hesaba katıldığında maddi kaybın milyarlarca lirayı bulduğunu vurguladı.

DİJİTAL SİSTEMLERDE YÖNETİM ZAAFİ

Asıl vahim tablonun kamuya ait dijital sistemlerin yeterince korunamaması olduğunu belirten Kanko, sahte uygulama ve linklerin uzun süre erişime açık kalabildiğini, şikâyetlere rağmen müdahalelerin geciktiğini ve kurumlar arasında yetki karmaşası yaşandığını söyledi.

“Devletin milyonlarca yurttaş tarafından her gün kullanılan dijital sistemlerinde vatandaşın bu kadar savunmasız bırakılması açık bir yönetim zaafıdır” ifadelerini kullandı.

CEZALAR CAYDIRICI DEĞİL

On binlerce soruşturma dosyasına rağmen dolandırıcılık ağlarının büyümeye devam ettiğine dikkat çeken Kanko, mevcut cezai yaptırımların caydırıcılığının ciddi biçimde tartışmalı olduğunu belirtti.
Bu durumun yalnızca bireysel mağduriyet değil; kişisel verilerin korunması, finansal istikrar ve devlete duyulan güven açısından da yapısal bir kriz anlamına geldiğini söyledi.

MECLİS ARAŞTIRMASI TALEBİ

Kanko, dijital dolandırıcılıkların tüm yönleriyle araştırılması amacıyla Meclis Araştırması açılmasını talep etti. Araştırma kapsamında;

Dolandırıcılık yöntemleri ve örgütlü yapılar,

e-Devlet, MHRS, bankacılık ve adli sistemlerdeki güvenlik açıkları,

Sahte uygulama ve sitelere erişim engeli süreçlerindeki gecikmeler,

Kurumlar arası yetki ve sorumluluk karmaşası,

Mevcut cezaların neden caydırıcı olmadığı

başlıklarının tüm boyutlarıyla incelenmesi gerektiğini vurguladı.

“VATANDAŞ DEVLETE GÜVENEMEZ HALE GELİRSE BEDELİ AĞIR OLUR”

Kanko açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Vatandaşın devlete duyduğu güveni korumak devletin asli görevidir. Eğer yurttaş, devletin dijital kapısından girerken dolandırılma korkusu yaşıyorsa burada ciddi bir yapısal kriz vardır. Bu tablo kabul edilemez. Sorumlular ortaya çıkarılmalı, güvenlik açıkları kapatılmalı ve caydırıcı düzenlemeler ivedilikle hayata geçirilmelidir.”