Hakim misiniz? Savcı Mı?

Ahmet AKÇAALAN'ın Köşe Yazısı

Abone Ol

16 yaşında mesleğe başladım.

Muhabirlikten, 

Genel Yayın Yönetmenliğine kadar mesleki hikâyem var.

Ve en sonunda bir gazete sahibiyim.

Ve mesleğe dair öyle hayallerim var ki bir bilseniz…

Ve göreceksiniz hepsi tek tek olacak.

*****

İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunuyum.

Üniversitede en unutamadığım başlıklardan biriydi.

Yargı haberleri nasıl işlenmeli?

Tutuklu nedir?

Tutuklu yargılama nedir?

Tutuksuz yargılama nedir?

Tanık nedir?

Sanık nedir?

Müşteki nedir?

Bu anlattıklarım o kadar önemli ki…

Haberlerde kişilerin neden baş harfleri yazılır?

Neden yüzlere bulur (buğulama) atılır?

Örnek ile anlatayım. Kocaeli TV’de o dönem Genel Yayın Yönetmeniydim. Karamürsel Sessiz Çığlık haberleri ile Ernegekon davalarını haber yaptık. Cihan Baylan şahittir, “Birileri uyardı” tek cevabım “Gazetecilik yapıyoruz” oldu.

Kocaeli’nde FETÖ davalarını masa başında değil, tek tek adliye koridorlarında takip ettim. Şehirde konuşulanlar üzerinden gazetecilik yapsaydık, mesleğin ne ilkesi kalırdı, ne çizgisi…

Kendi ilke ve hassasiyetlerimi koruyarak, duruş sergiledim.

Bunları kendimi anlatmak için yazmıyorum.

Ancak bizim tarlada, harmanda izimiz var.

Şimdi 5N 1K nedir desem bilemeyecek tipler çıkmış, mesleği yine ayaklar altına alıyor.

Ne gazetecilik bilgileri var, ne ahlak ne kural tanıyorlar…

Burada en çok hükümete kızıyorum.

Gazetecilik kanununu inatla çıkarmadılar.

İnatla gazetecilik alanında bir kural koyarak ön kesmediler.

Önüne gelen hakim, savcı, avukat, doktor, öğretmen, polis olabiliyor mu?

Bir belge, eğitim gerekiyor değil mi?

Tabi bazı tipler bu mesleğin siyasette, bürokraside ağırlığı, saygınlığı olduğu için üzerlerine bir koruma geldiğini sanıyorlar.

Şimdi bu tipler çıkmış…

Kendilerince yargı ve bürokrasiye yön verdiklerini sanıyorlar.

Şu isim gözaltında, şu isim katil,

İnsanları savcı gibi suçluyor, hakim gibi ceza kesiyorlar.

Eğer bir de kişisel husumetleri varsa aman Allah’ım…

Olayın içinde olan kişilerin avukatları ifadeleri alamıyor,

Sanırsın bütün ifadeleri okudular…

Şehrin Valisi gibi talimat vermeye kalkışıyorlar.

İl Emniyet Müdürü gibi konuşuyorlar.

Savcı olup suçlama yapıp, hakim gibi ceza kesiyorlar.

Bir kişi örneğin tutuklu yargılanıyor, adam belki suçsuz sosyal medyadan, saçma sapan sitelerden idam ediyorlar.

Tutuklu yargılanması o kişinin suçlu olduğunu göstermez.

Fotoğraflarını, isimleri yayınlıyorlar.

Başta Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti harekete geçmeli…

Meydanı boş bırakmamalı…

Devletin kurumları, her gazeteciyim diyene itibar etmemeli,

Kapıdan içeri almayan devlet görevlilerini yürekten kutluyorum.

O görevlilere medya olarak destek vermeliyiz.

Gazeteci bir iddia varsa, bu iddiaya dair cevap hakkını kullandırmak zorundadır.

Bel altı haber yap,

Özel hayata gir,

Reklam vermesin firmayı karala…

Bunun adı gazetecilik olsun…

Haber yap aylar geçsin tekzip yayınla…

Böyle iş olur mu?

İşin özü biz biraz kendimizi eleştirmeliyiz.

Mesleğin kalitesinin düşmemesi adına ne yapıyoruz?

Ne yapmamız gerekiyor?

En önemlisi ise siyasiler artık bu konuda daha cesur olmalı ve bu sorunu görmezden gelmemeli…

Kocaeli milletvekilleri harekete geçmeli,

Vatandaşların, iş insanlarının, yerel yönetimlerin, bürokratların haklarını korumak adına acilen “gazetecilik yasası” günümüz medyasına göre çıkartılmalı.

Yoksa birileri kendilerini savcı ve hakim sanmaya devam edecek.

Son cümlem,

Türkiye’de herkes her şeyi biliyor.

Vali’den daha çok Vali olmayı anlatıyor.

Savcı’dan daha çok savcı olmayı anlatıyor,

Hâkim’den daha çok hakim olmayı anlatıyor.

Gazeteci ‘den daha çok gazeteciliği anlatıyor.

Bir durun kardeşim.

Bırakın herkes işini yapsın…