Eski IMF Başkan Yardımcısı ve Çin Merkez Bankası eski Başkan Yardımcısı Zhu Min, ABD dolarına yönelik güven kaybının kırılgan küresel ekonomi açısından en önemli risklerden biri haline geldiğini belirtti. Doların küresel rezerv para içindeki payındaki düşüşe dikkat çeken Zhu, rezerv kompozisyonunda yaşanan değişimin finansal dengeleri etkileyebileceğini ifade etti. Özellikle ABD’nin artan borç yükü ve para politikası adımlarının piyasalar üzerindeki etkisine işaret eden Zhu Min, 2026 yılında faiz kararlarının küresel piyasalarda belirleyici olacağını vurguladı. Küresel büyüme görünümünün zayıf seyrettiği bir dönemde, güven kaybının yeni dalgalanmalara kapı aralayabileceği uyarısında bulundu.
DOLARIN REZERV PARA PAYI GERİLİYOR
ABD dolarının küresel rezervler içindeki payının son yıllarda yüzde 70 seviyesinden yüzde 57’ye gerilediğini belirten Zhu Min, bu değişimin tesadüf olmadığını söyledi. Altın, euro ve Çin yuanının rezervler içindeki ağırlığının artmasının, yatırımcı tercihlerindeki yön değişimini gösterdiğini ifade etti. Dolarizasyonun azalmasıyla birlikte merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmeye yöneldiğini dile getiren Zhu, bunun uzun vadede finansal sistemde yeni dengeler oluşturabileceğini kaydetti.
Zhu’ya göre, dolara olan güvenin zayıflaması sadece kur hareketlerini değil, sermaye akımlarını da etkileyebilir. Özellikle gelişen piyasalara yönelik fon akışlarının artması ve altına olan talebin güçlenmesi bu sürecin somut göstergeleri arasında yer alıyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in yuanın küresel ticarette daha etkin kullanılması yönündeki çağrısının da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirten Zhu, rezerv para sisteminde çok kutuplu bir yapının güç kazanabileceğini söyledi.
FED FAİZ KARARLARI 2026 PİYASALARINI BELİRLEYECEK
Zhu Min, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirim sürecinin finansal istikrar açısından kritik önemde olduğunu vurguladı. Enflasyon görünümüyle uyumsuz bir faiz adımının piyasalarda yeni dalgalanmalara yol açabileceğini belirten Zhu, 2026 yılında atılacak adımların küresel risk iştahını doğrudan etkileyeceğini ifade etti.
ABD’de artan bütçe açığı ve kısa vadeli borçlanmanın risk oluşturduğunu dile getiren Zhu, güven kaybı halinde tahvil faizlerinde hızlı yükselişlerin görülebileceğini söyledi. Böyle bir senaryonun sadece ABD ekonomisini değil, küresel finansal sistemi de baskı altına alabileceğini belirtti. Bu nedenle para politikası kararlarının temkinli ve veri odaklı olması gerektiğinin altını çizdi.
KÜRESEL BORÇ VE EKONOMİK OLMAYAN RİSKLER ARTIYOR
Zhu Min, küresel kamu borcunun 2028-2030 döneminde dünya GSYH’sinin yüzde 115’ine ulaşmasının beklendiğini belirterek bunun sürdürülebilirlik açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi. Yüksek borçluluk oranlarının, ekonomik yavaşlama dönemlerinde kırılganlığı artırabileceğini ifade etti.
IMF, Dünya Bankası ve OECD’nin 2026 yılı için yüzde 2,6 ila 3,3 aralığında büyüme öngördüğünü hatırlatan Zhu, küresel ekonominin jeopolitik gerilimlerin arttığı daha hassas bir döneme girdiğini dile getirdi. Ayrıca, önümüzdeki on yılda öne çıkması beklenen ekonomik olmayan riskleri de sıraladı:
Aşırı hava olayları
Doğal kaynak kıtlığı
Siber güvenlik tehditleri
Siyasi kutuplaşma
Jeopolitik gerilimler
Zhu Min, özellikle düzenleme ve şeffaflık eksikliği bulunan finansal araçların da sistemik risk yaratabileceğine dikkat çekerek, stablecoin gibi dijital varlıkların denetim çerçevesinin netleştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Küresel ekonomide güven unsurunun her zamankinden daha kritik hale geldiğini vurgulayan Zhu, politika yapıcıların koordinasyon içinde hareket etmesinin önemine işaret etti.





